Ozon Tedavinin Tarihçesi (ayrıntı için tıklayınız)

Tarihçe Tarihte ozon gazının varlığını tarif eden ilk kişi, elektrik konusunda çalışmalar yapan Martinus Van Marum (1750-1837) olmuştur. Marum, John Cuthbertson (1743-1821) ile birlikte yüksek elektrik akımı üzerine deneyler yaparken, havada belirgin bir koku olduğunu fark etmiş, başlangıçta bu kokunun elektriğe bağlı olduğunu düşünmüş, ancak sonrasında bunun havada oluşan bir gazın varlığına işaret edebileceğini tespit etmiştir. Bu gazın "ozon gazı" olarak tanımlanması ve kanıtlanması ise İsviçre'de yaşayan Alman kimyacı Christian Friedrich Schönbein (1799-1868) tarafından 1840 yılında gerçekleşmiştir. Bu gazın isimlendirmesinde Grek dilinde "koku, kokmak" anlamına gelen ozon (ozein) ifadesi kullanılmıştır. Ozon gazının antimikrobiyal etkisi, 1856 yılında keşfedilmiş ve klinik uygulamalarda kullanılan aletlerin dezenfeksiyonunda kullanılmaya başlanmıştır. 1857 yılında Werner Von Siemens, ozon üreten jeneratörler üzerine çalışmalar yapmış ve günümüzde de kullanılan, iç içe geçen iki silindir arasından oksijen geçirilip yüksek elektrik akımı verilmesi prensibine dayanan ozon jeneratörlerini icat etmiştir. Ozonun içme suyunun dezenfeksiyonu, istenmeyen koku ve tatların giderilmesi amacıyla kullanımı 1860 yılında başlamıştır. Brodie, 1872 yılında su içinde çalışan bir ozon jeneratörü üzerine çalışmalar yapmıştır. İlk ozon jeneratörünün patenti ise, 1900 yılında Nikola Tesla tarafından alınmıştır. Dr. H. J. Clarke, 1902 yılında ozonu; anemi, diyabet, gribal enfeksiyonlar ve morfin zehirlenmesi tedavisinde kullanmıştır. Dr. Albert Wolf, 1915 yılında 1. Dünya Savaşı sırasında ozon kullanarak kangren ve savaş yaralarını başarılı bir şekilde tedavi etmiştir. Dr. Otto Warburg, 1926 yılında kanserin, hücrelerin yetersiz oksijen alımı sonucu geliştiğini kanıtlamış ve bu alandaki çalışmaları ile 1931 ve 1944 yıllarında Nobel Ödülü kazanmıştır. Dr. E. Payr, 1935 yılında cerrahi girişimlerde, Dt. E. A. Fisch ise aynı yıl diş hekimliğinde ozon uygulamasından faydalanmıştır. Dr. P. Auburg, 1937 yılında cerrahi girişimlerde rektal yolla ozon uygulayan ilk kişi olmuştur. Dr. J. Hansler, 1957 yılında medikal ozon jeneratörünün patentini almış ve Dr. Hans Wolf ile birlikte; 1958 yılında cilt hastalıklarının tedavisinde torbalama yöntemiyle ozon uygulamasından faydalanmıştır. Daha sonra Dr. Hans Wolf, 1968 yılında Almanya'da majör otohemoterapi yöntemini geliştirmiştir. Dr. Buckley ve arkadaşları, 1975 yılında ozon uygulamasında hidrojen peroksit oluşumu ile sağlanan yüksek oksijenlenmenin glutatyon enzim sistemi üzerinden eritrositleri aktive ettiğini kanıtlamıştır. Bu alandaki bilimsel çalışmalar; 1979 yılında Dr. Freeman ve arkadaşları, 1977 ve 1986 yıllarında Dr. Washüttl ve arkadaşları, 2001 yılında ise Dr. Lell ve arkadaşları tarafından devam ettirilmiştir. Dt. R. Türk, 1976 yılında diş hekimliğinde ozon uygulamasından faydalanmıştır. Dr. Renate Viebahn, 1977 yılında ozonun vücuttaki etkilerini fizyolojik olarak açıklamış ve aynı yıl Dr. O. Ratikansky, cerrahi uygulamalarda ozon kullanımı ile başarılı sonuçlar elde etmiştir. Dr. George Freibott ve Dr. Horst Kief, 1979-1980 yıllarında AIDS hastalığının tedavisinde ozon uygulamasından faydalanan ilk isimler olmuştur. Dr. H. Werkmeister, 1981 yılında ozonun düşük dozlarda kullanımının yara iyileşmesini hızlandırdığını göstermiş ve aynı yıl Dr. Ziad Fahmy, intraartiküler ozon uygulamasını gerçekleştirmiştir. Dr. H. G. Knoch, 1987 yılında cerrahi müdahale planlanan kolit hastalarında ozonun rektal yolla uygulanması ile başarılı sonuçlar elde etmiştir.Dr. E. Riva Sanseverino, 1989 yılında omurga bölgesine ozon uygulamıştır. Dr. Bocci, 1990 yılında ozonun bağışıklık sistemini güçlendirdiğini bilimsel olarak kanıtlamıştır. H. Kirchner, 1991 yılında diş hekimliğinde kanal tedavilerinde ozon uygulamasından faydalanılabileceğini göstermiştir. Dr. Bocci, Dr. Leon ve Dr. Peralta 1998-1999 yıllarında ozonun serbest radikallere karşı antioksidan sistemleri aktive ettiğini bilimsel olarak ortaya koymuştur. Dr. Schulz ve arkadaşları, 1999 yılında gerçekleştirilen hayvan deneylerinde; ozon uygulanan canlıların septik peritonit varlığında yaşamını sürdürebildiğini ve tedavide daha düşük dozlarda antibiyotik kullanımının yeterli olabileceğini bilimsel olarak kanıtlamıştır. Dr. Lell ve arkadaşları, 2001 yılında ozon uygulanan hayvanların sıtma etkeni ile karşılaştığında bu etkenin hayvanların kan hücrelerinde çoğalamadığını göstermiştir.

Share